Kategoriler
Tüm Yazılar

2020 Yılı Markalar için Felaket mi, Bir Fırsat mı?

2020 yılının ne kadar büyük bir felaket olduğunu, başımıza gelmeyenin kalmadığını belirten onlarca insan var. Peki ya olaya diğer taraftan bakmaya ne dersiniz?

2020 yılında yaşananlar, bu hayatta nelerin daha önemli olduğunu bize göstermiş olabilir mi? Belki de 2020 yılı bizler için bir yenilenme, hayatımızı tekrar gözden geçirme, yeniden başlama için bir fırsattır. Hayatımızın temel ilkelerine odaklanmaya başlayabiliriz.

Tüketiciler ile İletişim

COVID-19 sürecinde yaşanan belki de en önemli gelişme, markaların empati kurmalarını sağlamak oldu. Markamızın amacının farkında mıyız? Markamızın tam potansiyelini ortaya koyuyor muyuz? Zaman, personel ve bütçemizden verimli bir şekilde yararlanıyor muyuz? Marka değerlerimize tamamen bağlı mıyız? Tüketicileri anlıyor muyuz, onlarla anlamlı bir şekilde iletişim kuruyor muyuz?

Zorlu geçen 2020 yılının ardından, Tüketici ile bağların nasıl güçlendirileceği, nasıl daha fazla empati kurulabileceği, zor zamanlarda onlara nasıl daha çok güç verilerek bu zor zamanlarda yanlarında olunabileceği, onlar için nelerin daha fazla yapılabileceği gibi konulara eğilmek, Marka kültürünün oturması ve Tüketici gözünde yer edinmesinde faydalı olacaktır.

İnsanlarla İletişim Kurduğumuzu Unutmayın

Çok çeşitli ihtiyaçlara sahip olan Tüketicilerin aslında birer insan olduğunu, pazarlamanın da aslında insanlara hitap eden bir kavram olduğunu yeniden hatırlamak ve dolayısı ile insana hitap ettiğini, ona dokunduğunu unutmamak COVID-19 sonrası süreç için daha önemli ve anlamlı hale geldi.

Tüketiciler ile iletişim artık hiç olmadığı kadar daha önemli hale geldi. Marka kültüründe öze dönmek, temel ilkelerden ayrılmaka ve insan odaklı olmak kurumsal işletmeleri bir tık öteye taşıyabilir.

Kaynak: Google